Antalya escort Antalya escort bayan Antalya bayan escort

EĞİTİM DEVRİMİNİN YERLİ VE MİLLİ ÜRÜNÜ, KÖY ENSTİTÜLERİ - MySivas.Com Sivas HaberleriMySivas.Com Sivas Haberleri

19 Mayıs 2024 - 04:24

EĞİTİM DEVRİMİNİN YERLİ VE MİLLİ ÜRÜNÜ, KÖY ENSTİTÜLERİ

Son Güncelleme :

15 Nisan 2024 - 22:43

EĞİTİM DEVRİMİNİN YERLİ VE MİLLİ ÜRÜNÜ, KÖY ENSTİTÜLERİ

Atatürkçü Düşünce Derneği Köy Enstitüleri nedeniyle basın açıklaması yaptı. 1683’den beri sürekli yenilmiş, gerilemiştik. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile
havlu atmış, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanıp Saltanat Şurası’nda kabul edilen Sevr
Antlaşması ile Anadolu’nun ortasına sıkıştırılmıştık. Esaret ve zillet zincirleri dolanmıştı
boynumuza, umarsız, soluksuz kalakalmıştık.
38 yaşında bir yiğit önderliğinde Samsun’dan çıktık yola. 3 yıl 3 ay 22 gün kan revan
içinde yedi düvelle, hainlerle, tuzaklarla, isyanlarla, yokluklarla savaştık. Vatanımızı
kurtardık. Bağımsızlığımızı kazandık. Cumhuriyetimizi kurduk.
Kurduk ama, varımız yoğumuz “Uçurumun kenarında yıkık bir ülke” idi. Gırtlağımıza
kadar borç içindeydik. Cahil bırakılmış, “etrak-ı bi idrak”denilerek aşağılanmış, fakrü zaruret
içinde harap ve bitap düşürülmüştük. Sağlıklı beslenemiyor, çocuklarımızı yaşatamıyorduk.
En iyi yetişmiş evlatlarımız savaş meydanlarında kalmıştı. Sıtma, verem, frengi, trahom, tifo,
kolera kol geziyor, halkı kırıp geçiriyordu. Milletin doktor, hemşire, ebe, aşı, ilaç bulması
olanaksızdı. Ulaşım kağnılar, yaylı arabalar, binek hayvanlarla sağlanabiliyor, tek bir fabrika
bacası tütmeyen Anadolu’da elektrik hâlâ icat edilmeyi bekliyordu. Ekmek yapacak
unumuz, bebelerin altına saracak bezimiz, çaya atacak şekerimiz, duvara çakacak çivimiz
bile yoktu.
Dış ve iç engellemeleri aşarak tarımı, hayvancılığı canlandırıp halkı doyurmak, üretim
tesisleri kurmak, para bulmak, her alanda uzmanlar yetiştirmek, bunun için milleti ayağa
kaldırmak, onun için de eğitip bilinçlendirerek kimliğini kazandırmak, millet olduğunu
öğretmek gerekiyordu. Oysa 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet idaresinin bulduğu ilkokuldan
üniversiteye toplam 347 bin 821 öğrenci (nüfusun ancak % 2,8’i) ve çoğunluğu asker ve sivil
bürokratlar olan yüzde 3,5 okur-yazar idi.
Bu vahim eğitimsizlik sorunu en ivedi konuydu. Harf Devrimi ile uygulamaya konulan
Millet Mektepleri kısa vadeli çözümdü. Cehaletin esas kaynağı ulusun % 85’inin yaşadığı
kırsal kesimdeydi ve ne okul vardı, ne de gönderecek öğretmen.
2
Çözüm Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı
Tonguç’un yarattıkları Köy Enstitüleri ile bulundu. Dünyada eşi, benzeri görülmemişti.
Tamamen yerli ve milliydi. Atatürk’ün 1936’da askerliğini çavuş ve onbaşı olarak yapmış
gençlerle başlattığı Köy Eğitmenleri atılımının devamı olan Köy Enstitüleri, üretilen “Eğitim
içinde iş, iş içinde eğitim” modeli ile “Okul yapan okullar” olmak üzere açıldı. Yoksul köy
çocukları, hem kız erkek birlikte eğitim görme, kardeşçe beraber yaşama kültürüyle, hem
kendi binasını, çatısını, sırasını yapma becerisiyle, hem bilimsel bilgiyle, hem edebiyat ve
sanatla, hem de kırsal kesimin gereksinimi olan tarım, hayvancılık, demircilik, inşaatçılık,
marangozluk, arıcılık, balıkçılık ve benzeri pratik bilgilerle donatılıyordu. Her öğrencinin
yılda en az 25 klasik roman okuması ve bir enstrüman çalması zorunluydu.
Yetiştirilen bu öğretmen ordusu; bir yandan Aydınlanma ateşini Anadolu’ya yaydılar,
bir yandan öğrencileriyle birlikte okullarını, su yollarını, elektrik santrallarını, ahırlarını inşa
ettiler, tarlalarını ekip biçtiler, bir yandan da verdikleri teorik ve pratik bilgilerle köylüyü
eğittiler.
Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihli 3803 sayılı yasa ile yaşam buldu. 1948 yılına kadar
yurdun her bölgesinde 21 enstitü açıldı. Yöresine göre her birinin tarlaları, bağları,
bahçeleri, arı kovanları, bağcılık, balıkçılık malzemeleri, kümesleri, ahırları, besi hayvanları,
atölyeleri, laboratuvarları vardı. Derslerin yarısı teorik, diğer yarısı uygulamalıydı.
Köy Enstitüleri 1946’da Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in görevden alınması ile ağır
darbe yedi. Yerine getirilen Reşat Şemsettin Sirer tarafından önce haftalık öğrenciöğretmen
değerlendirme toplantıları ve uygulamalı dersler kaldırıldı. Ardından Köy
Öğretmen Okullarına dönüştürülen bu irfan yuvaları Demokrat Parti iktidarında, 27 Ocak
1954 tarihinde kapatıldı.
1940’dan 1954 yılına kadar Köy Enstitülerinden; 1.398’i kız, 15.943’ü erkek, toplam
17.341 öğretmen mezun oldu. Ayrıca 1936-1947 yılları arasında faaliyet gösteren eğitmen
kurslarından 8.675 eğitmen, Sağlık bölümlerinden de 1.248 sağlık memuru mezun edildi.
Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Ümit Kaftancıoğlu,
Dursun Akçam gibi ülkemizin yüz akı yazarlar, aydınlar bu okullarda yetiştiler.
Köy Enstütüleri, ilk günden itibaren şeriatçı yobaz çevreler ile toprak ağaları ve
mütegallibe tarafından hedef alınarak “Kız ve erkek bir arada okumak ahlaksızlıktır”, “Bu
okullarda verilen eğitim dinimize aykırıdır”, “Bunlar komünist yetiştiren fuhuş yuvalarıdır”
gibi yalanlarla karalandı. Halkı cahil bırakıp biat kültürüne tutsak ederek emek sömürülerini
sürdürmek isteyen -örnekleri bugün de görülen- akıl ve bilim düşmanı bu güruh yazık ki,
sonunda amacına ulaştı, enstitüler yok edildi.
Günümüz Kemalist Devrimcilerinin en önemli görevlerden biri de bu özgün eğitim
modelini çağımız koşullarına uyarlayarak yeniden hayata geçirmek olmalıdır. 4+4+4
3
ucubesi ile kesintisiz temel eğitimi boğazlayan, “Taşımalı Eğitim” adı verilmiş ne idüğü belli
sistemle köy okullarını kapatıp halkımızı tarikatlara ve imamlara mahkum eden, asırlardır
milletimizin başına bela olmuş bu Orta Çağ zihniyeti, ancak çocuklarımız yeniden Laik
Cumhuriyet’in bilim ışığına kavuşturularak yenilgiye uğratılabilir.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, kuruluşlarının 84. yılında Köy Enstitülerinin fikir
babası Büyük Atatürk’ü, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü, kurucuları Hasan Âli
Yücel ve Tonguç Baba’yı, Köy Enstitülü sevgili öğretmenlerimizi minnet ve şükranla
anıyoruz.
Saygılarımızla.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.